Sisteme Giriş

Giriş

Kayıt


Bedele dönüşen istihkak davaları hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurabilmektedir. Bu makalenin amacı, bedele dönüşen istihkak davalarının hakkaniyete aykırı nasıl neticeler doğurabildiğini tespit etmektir. Makalenin hedef kitlesi, hukukçulardır.

I- Giriş

İİK md. 97 çerçevesinde açılmış bulunan istihkak davaları sürerken, mahkemece verilmiş bir talik kararı mevcut değilse, hacizli mal satılabilmektedir. Dava sürerken böyle bir satışın gerçekleşmesi durumunda genel olarak davanın konusu bedele dönüşmektedir. Bu husutaki EN BÜYÜK İSTİSNA, alacaklının mahcuz malı alacağına mahsuben alması durumudur.
Bedele dönüşen istihkak davalarının, hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurmasının en önemli nedeni, kanımızca, kıymet takdiri ve kıymet takdirine itiraz ile ihalenin feshi kurumundaki düzenlemelerdir. Bu nedenle öncelikle bu hususlara değinmekte fayda görüyoruz.

II- Kıymet Takdiri ve Kıymet Takdirine İtiraz

Menkul haczinde, icra memuru mahcuz malın değerin belirler ve tutanağa yazar. Gerektiğinde bilirkişiye de başvurabilir. İcra memuru kıymet olarak, mahcuz malın reel değerinden çok düşük bir meblağı belirlerse ve bu hacizde üçüncü kişi istihkak iddiasında bulunursa çok büyük problemler doğmaktadır. Malu olacağı üzere, haczolunan malın kıymetine ancak ilgililer itiraz edebilir. Yargıtay uygulamalarına göre üçüncü kişinin, kıymet takdirine itiraz hakkı mevcut değildir.

III- İhalenin Feshi

Açılmış bir istihkak davasının bulunması ilke olarak mahcuz malın satışına engel değildir (İstisna için Bknz. İİK md. 99). Gerek kanun gerekse Yargıtay uygulamaları çerçevesinde, yapılan ihale yasalara aykırı olsa bile istihkak iddiasında bulunan istihkak davasının tarafı üçüncü kişinin, ihalenin feshini talep etme hakkı bulunmamaktadır.

IV- Hakkaniyete Aykırı Durum

300.000 TL reel değerinde olan bir malın, icra dairesince 100.000,00 TL değer gösterildiği bir hacizde, üçüncü kişinin istihkak davası sürerken, mahcuz mal, 50.000,00 TL' ye ihale edilebilmektedir. Bu süreçte istihkak iddiasında bulunan üçüncü kişinin ne kıymet takdirine itiraz etmek gibi bir hakkı ne de ihale kanuna aykırı yapılmış olsa bile ihalenin feshini talep hakkı mevcuttur. Böyle bir durumda istihkak davası da bedele dönüşeceği için, istihkak davası lehine sonlanmış olsa bile tartışmalı olmakla birlikte maksimum alabileceği bedel 100.000,00 TL' dir. Bu durumda istihkak iddiasında bulunan üçüncü kişinin, minimum 200.000,00 TL zararı oluşacaktır.

Böyle bir durumda, üçüncü kişinin bu zararının tazmini için icra dairesinin hukuka aykırı işlemi nedeniyle devletin sorumluluğuna müracaat hakkının varlığı tartışılabilir. Kanımızca bu tür zararlara yol açılmaması için ya istihkak davasının satışa engel sayılacağı ya da kıymet takdirine itiraz ve ihalenin feshi haklarını istihkak iddiasında bulunan üçüncü kişiye de tanındığı yasal bir düzenleme gereklidir.

V- Alacaklının Alacağa Mahsuben İhaleyi Kazanması Durumu

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13.10.1999 tarihli kararında "Hakkında dava açılan menkulün satılması iyi niyet kurallarıyla bagdastırılamaz. Bu nedenle de BK. nun 231. maddesindeki hükmünün olayda uygulanması da dogru olmaz. Zira açık artırmayla malı alanın iyi niyetli oldugu kanun koyucu tarafından kabul edilmistir. Ne var ki olayda icra takibini baslatan ve mahcuzları sattıran alacaklının mahcuz üzerindeki mülkiyet ihtilafından haberdar olmadıgından söz edilemez. Aksine bir kabulün dava açmasına ve kazanmasına ragmen malı elinden alınan davacıyı tatmin etmeyecegi ve böyle bir durumun hak ve nesafet kurallarıyla da bağdaşmayacağı ortadadır." şeklinde bir değerlendirmede bulunmuştur. Bu değerlendirme kanımızca çok yerinde ve doğrudur. Genel Kurul da bu kararında hakkaniyet kavramına vurgu yapmaktadır.

Bu karardan çıkan sonuca göre de istihkak davası sürerken, ihalenin alacaklı tarafta kalması durumunda, istihkak davaının konusu bedele dönüşmez.

Yukarı