Sisteme Giriş

Giriş

Kayıt


Bu makalenin amacı ve hedefi sendikal tazminat kavramını tanımlamak ve sınırlarını belirlemek değildir. Bu makale, 2821 Sayılı Kanun ile 6356 Sayılı Kanun' un sendikal güvenceye ilişkin hükümlerinin, iş güvencesi kavramı çerçevesinde tartışılmasını hedeflemektedir. Bu makale, şahsi kanaatimizi yansıtmasından dolayı uygulamada kullanmak isteyen hukukçuların daha derin bir araştırma yapmalarını tavsiye etmekteyiz.

I- Giriş

Mülga 2821 Sayılı Sendikalar Kanunu' nun 31/6 maddesi ile öngörülen, sendikal tazminatın talep edilebilmesi ve alınması için:

a. İşe iade davası açılması
b. Sendikal fesih yapan işverenin işe başlatmaması

şekli koşullarının (sendikal tazminata ilişkin maddi koşulların da elbette oluşması gerekir) mevcudiyeti aranmaktadır.

Ancak 6356 Sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu getirilmiştir. Bu kanun 25/5 son bendi ile de işçinin sendikal tazminat talep edebilmesi için, işe iade davası açma zorunluluğu ortadan kaldırılmıştır.

6356 sayılı yasanın yürürlüğe girmesinden önce gerçekleşen sendikal nedenli fesihler açısından ve görülmekte olan davalarda hangi norm uygulanacaktır? Makalemizdeki görüşlerimiz, bu soru etrafında toplanmaktadır.

II- Tartışma

2821 Sayılı Sendikalar Kanunu' nun 31/6 maddesi hükmünün, sendikal fesih yapan işverenleri koruması ve kişilerin sendika özgürlüğüne, işverence getirilen kısıtlamalara karşı teminatın yine sendikal fesih yapan işveren iradesine bağlanmasını, Uluslararası Sözleşmeler çerçevesinde kabul edilemez oldu bulmaktayız.

İşçinin sendikal tazminat alması, sendikal fesih yapan işveren bünyesinde gerisin geri çalışmak istemesine ve sendikal fesih yapan işverenin işe başlatmamasına bağlanmasını hukuka uygun görmeyen bir işçi, 2821 sayılı yasanın yürülükte olduğu esnada; işe iade davası süresi içinde ancak işe iade talepsiz, sendikal tazminat talepli bir dava ikame ettiğini ancak dava sürerken de 6356 sayılı yasanın yürülüğe girdiğini varsayalım:

6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu' nun 25/5 son bendi ile de işçinin sendikal tazminat talep edebilmesi için, işe iade davası açma zorunluluğu ortadan kaldırılmıştır. Bu maddenin gerekçesinin üçüncü paragrafı da aynen şu şekildir:

"Sendikal nedenlerden dolayı iş sözleşmesinin feshi halinde, İş Kanununun 21 inci maddesine göre işçinin başvurusu üzerine, işverenin işe başlatması veya başlatmaması koşulu aranmaksızın işçinin bir yıllık ücret tutarından az olmamak üzere sendikal tazminata hükmedilecektir."

Kanun genel gerekçesinin 4. Paragrafı ise aynen şu şekildedir:

"Türkiye'nin ILO'ya üye olduğu 1932 yılından günümüze değin, sendikal hak ve özgürlükler ile serbest toplu pazarlık ve toplu iş uyuşmazlıklarının çözüm yolları, Türkiye-ILO ilişkilerinde belirgin rol oynamıştır. Mevcut düzenlemeler nedeniyle, özellikle 1980 sonrası ülkemiz, ILO'nun denetim mekanizmasının etkisiyle uluslararası alanda hak etmediği muameleye maruz kalmıştır. Bu durumun farkında olarak, Kanunda sendikal hak ve özgürlükler ile serbest toplu pazarlık süreçleri, 87 ve 98 No.lu ILO Sözleşmeleri dikkate alınarak yeniden düzenlenmiştir. Sendika kurma, sendikaya üyelik, sendika yöneticisi olma, sendikal güvenceler, sendikal faaliyetler, sendikaların işleyişleri, denetimleri, serbest toplu pazarlık, iş uyuşmazlıklarının çözümü ve toplu iş sözleşmelerinin düzeyi, 87 ve 98 No.lu sözleşmeler paralelinde düzenlenmiştir. Kanunda, Gözden geçirilmiş Avrupa Sosyal Şartının örgütlenme hakkını düzenleyen 5 inci maddesi ile toplu iş sözleşmesi ve grev hakkım düzenleyen 6 ncı maddesi başta olmak üzere birçok hükmü de dikkate alınmıştır."

Sendikal güvencelerle ilgili uluslararası normlar çerçevesinde yeni bir düzenleme yapıldığı, kanunun genel gerekçesinin 2. Paragrafında belirtilen 2821 sayılı kanundaki eksikliklerin giderildiği bu kanunun genel gerekçesi ile ortaya konulmuştur.

Bu çerçeveden bakıldığında 2821 sayılı kanunun 31/6 maddesinin uluslararası sözleşmeler ile dolayısıyla AY md. 90' a aykırı olduğu, 6356 sayılı kanunun gerekçesinden çıkarılabilmektedir. Tartışmayı daha grift bir hale sokmamak adına mülga yasaların Anayasaya aykırılığının İtiraz Yolu ile ileri sürülüp sürülemeyeceği hususuna değinmek istememekteyiz.

6356 sayılı kanunda, devam eden davalara uygulanma ile ilgili somut bir geçiş hükmü tarafımızca tespit edilememiştir. Bu da hangi kanunun uygulanacağı konusunda bir sorun yaratmaktadır. Bu çerçevede de tartışılması gereken hususlar şunlardır:

a. 6356 sayılı kanun 81/2 maddesi çerçevesinde:

Bu maddeye göre: Diğer mevzuatta 2821 ve 2822 sayılı kanunlara yapılan atıflar bu Kanuna yapılmış sayılır.

Bu maddeye göre de İş Kanunun 5. Maddesindeki 2821' e yapılan atıf çerçevesinde artık 5. Maddenin uygulanacağı durumlarda 6356 sayılı kanun uygulanacaktır.

b. Kural içi boşluk nedeniyle Hakimin Hukuk Yaratması

Kanımca geçiş hükmünün yer almaması kural içi boşluk sayılmalıdır. Bu kural içi boşluk da Hâkimin hukuk yaratması ile doldurulabilir. Hukuk yaratılırken de kanun koyucunun iradesi (bkz. 6356 sayılı kanun gerekçesi) ile uluslararası sözleşmeden faydalanabilir.

c. Özel hukuk normlarında zaman bakımından uygulanma kuralı:

Kural olarak özel hukuk normlarında, ihtilafın doğduğu tarihte geçerli olan norm dikkate alınır. Ancak 6356 sayılı kanun 25. maddesi bir özel hukuk normu olmayıp bir kamu hukuku normu olduğu; bu nedenle de korunmak istenen menfaat (sendikal özgürlük) yönünden hangi hüküm lehe ise onun uygulanması gerektiği kanaatindeyiz.

Ayrıca ihtilafın doğduğu tarihte (fesih tarihi), 87 ve 98 Nolu ILO sözleşmeleri ile Avrupa Sosyal Şartı da yürürlüktedir. Bu nedenle AY md. 90 çerçevesinde, 87 ve 98 Nolu ILO sözleşmeleri ile Avrupa Sosyal Şartı gereği 6356 sayılı yasanın uygulanma olanağının mevcut olduğu kanaatindeyiz.

 

Yukarı